Bir reklam yayınlıyorsunuz. Görüntülerin bir kısmı yapay zekayla üretildi.
Bunu söylemek zorunda mısınız?
Cevap üç ayrı yerden geliyor ve üçü de aynı yöne gidiyor.
Kanun tarafı
Türkiye'de gündemde bir düzenleme var.
23 Temmuz 2025'te TBMM'ye sunulan teklif, yapay zekayı hukuki zeminde tanımlıyor ve sahte biçimde üretilen içeriklerin etiketlenmesi gibi alanlarda yeni yükümlülükler öngörüyor.
Deepfake etiketleme maddesi öncelikle kişilik haklarını korumaya yönelik. Ama tanım geniş tutulursa sanal karakter kullanan kampanyalar da kapsama girebilir.
Avrupa tarafında durum daha net. AB Yapay Zeka Yasası'nın şeffaflık kuralları Ağustos 2026'da yürürlüğe giriyor. Belirli yapay zeka sistemlerinin sağlayıcıları ve kullanıcıları için şeffaflık yükümlülükleri tanımlanmış durumda.
Avrupa'ya iletişim yapan bir marka için bu doğrudan bağlayıcı.
Platform tarafı
Kanun beklemeden hareket eden aktörler var.
Büyük sosyal platformlar yapay zeka üretimi içerik için etiketleme sistemleri kurdu. Bazıları otomatik tespit yapıyor, bazıları beyan istiyor.
Beyan etmezseniz ve platform tespit ederse, etiket yine de eklenir. Fark şu: siz koyarsanız kontrol sizde, platform koyarsa değil.
Tüketici tarafı
En ilginç kısım burada, çünkü sezgiye ters.
Gartner'ın Ekim 2025'te 1.539 tüketiciyle yaptığı ankette katılımcıların yüzde 50'si, mesaj ve reklamlarında üretken yapay zeka kullanmayan markaları tercih edeceğini söylemiş. Yüzde 68'i gördüğü içeriğin gerçek olup olmadığını sık sık sorguladığını belirtmiş.
Bu rakama bakıp "o zaman saklayalım" demek yanlış sonuç.
Çünkü diğer taraftaki veri şunu söylüyor: yapay zeka kullanımını açıkça belirtmek dikkat çeken unsurlar arasında üst sıralarda. Z kuşağı ve Y kuşağından tüketicilerin yüzde 73'ü, bir reklamın yapay zeka ile yapıldığını bilmenin satın alma ihtimallerini artıracağını ya da değiştirmeyeceğini söylüyor.
Asıl risk saklamakta
Üç senaryo düşünün.
Beyan edersiniz. Bir kısım tüketici omuz silker, bir kısmı olumlu bulur, küçük bir kısmı rahatsız olur.
Beyan etmezsiniz ve kimse fark etmez. Kısa vadede sorun yok.
Beyan etmezsiniz ve fark edilir. Bu üçüncü senaryo en pahalısı, çünkü mesele artık yapay zeka değil, dürüstlük.
Sevdiği markanın yoğun yapay zeka kullanmasının güvenini azaltacağını söyleyenlerin oranı bir yılda yüzde 20'den yüzde 40'a çıkmış. Güven kaybı zaten hassas bir alan. Üstüne saklama eklenirse telafisi zor.
Nasıl beyan edilmeli
Beyanın yeri ve dili önemli.
Ekranın ortasına büyük harflerle "YAPAY ZEKA" yazmak gerekmiyor. Künyede, açıklamada ya da alt yazıda bir satır yeterli.
Dil önemli. "Yapay zeka ile üretildi" teknik ve soğuk. "Bu filmdeki karakterler yapay zeka ile hayata geçirildi" daha insani ve aynı bilgiyi veriyor.
Bir de kapsam meselesi var. Filmin tamamı yapay zekaysa başka, arka planlar yapay zekaysa başka. Beyan gerçeğe uygun olmalı.
Sözleşmede olması gereken
Bu artık ajans ilişkisinin parçası.
Ticari kullanım üç noktada hukuki çerçeve gerektiriyor: çıktının telif statüsünün yönetilmesi, müşteri sözleşmelerinde gerçekçi taahhütler verilmesi ve içeriğin yapay zeka üretimi olduğunun ifşası.
Üçüncü madde çoğu sözleşmede yok. Eklenmesi gereken maddeler arasında bu da var.
Kim beyan edecek, nerede, hangi dille. Bunlar üretim başlamadan konuşulmalı, yayına bir gün kala değil.
Bu metin kamuya açık kaynaklardan derlendi ve hukuki görüş değil. Mevzuat ve platform politikaları hızla değişiyor. Ciddi bir karar söz konusuysa uzmana danışın.