Bir marka yöneticisi soruyor: yapay zekayla ürettiğimiz görsel bizim mi?
Türkiye'de bu sorunun net bir cevabı yok. Ama belirsizlik sanıldığı kadar geniş değil. Kanun bazı şeyleri çok net söylüyor.
1951'den kalma bir kanun
Türkiye'de telif, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabi. Kanun 1951 tarihli. Yazıldığında bilgisayar yoktu.
Buna rağmen iki maddesi tartışmayı büyük ölçüde bitiriyor.
FSEK madde 1/B'ye göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve kanunda sayılan kategorilerden birine giren her nevi fikir ve sanat mahsulüdür.
Yargıtay içtihadında hususiyet, müellifin kişiliğinin esere yansıması olarak yorumlanıyor.
İkinci madde daha keskin. FSEK madde 8, eser sahibi tanımında gerçek kişi öngörüyor.
Yani makine eser sahibi olamaz. Bu tartışmalı bile değil.
Doktrin ne diyor
Hukukçular arasındaki hakim görüş şu: tamamen yapay zeka çıktısında hususiyet şartı karşılanmıyor. Gerekçe iki noktada toplanıyor. Birincisi, hususiyet kişiye bağlı bir nitelik olduğu için makineye atfedilemiyor. İkincisi, kanunun eser sahibi tanımı gerçek kişi gerektiriyor.
Buradan çıkan sonuç net: tamamen yapay zeka tarafından insan müdahalesi olmaksızın oluşturulan içerikler kural olarak eser kabul edilmiyor ve telif korumasından yararlanamıyor.
Ama Türk hukukunda bu konuda ne özel bir düzenleme ne de yerleşik içtihat var. Bu yüzden her somut olayda üretim sürecinin niteliğine göre ayrı değerlendirme yapmak gerekiyor.
Belirsizliğin kaynağı burası. Kural belli, uygulaması belirsiz.
Peki prompt yazmak yeterli mi
En çok sorulan soru bu ve cevabı kademeli.
Yapay zekayı kullanan kişinin eser sahibi sayılıp sayılmayacağı ayrı bir tartışma. Ayrıntılı ve yaratıcı yönergeler vererek içerik üreten kişinin eser sahibi sayılması mümkün olabilir. Ancak basit ve genel yönergelerin hususiyet unsurunu karşılaması beklenmiyor.
Yani "kırmızı arka planda bir kadın" yazmak sizi eser sahibi yapmıyor. Ama karakteri tasarlamak, dünyasını kurmak, hikayesini yazmak ve görüntüyü onlarca kez yönlendirmek başka bir şey.
Sınır nerede? Kanun söylemiyor. Mahkeme henüz söylemedi.
Amerika ne yapıyor, neden önemli
Türkiye'de içtihat yokken yabancı uygulamalar yol gösterici oluyor.
ABD Telif Hakkı Ofisi, korumanın ancak eserin yeterli düzeyde insan eser sahipliği içermesi halinde geçerli olacağını vurguluyor. Pratikte bu şu demek: yapay zeka üretimi bir içeriği tescil ettirmek isteyen kişi, yapay zekaya ait kısımları beyan etmek zorunda. Sonra seçim veya düzenleme aşamalarında yeterli insan yaratımı bulunup bulunmadığı inceleniyor. Sadece insani kısım korunuyor.
Zarya of the Dawn davasında yapay zeka üretimi görseller koruma dışında bırakıldı, ama insan yazarın metni ve görsel seçimi korunmaya devam etti.
Bu ayrım Türkiye için de mantıklı bir çerçeve sunuyor. Bütünü koruyamazsınız, ama insan eliyle kurulan kısmı koruyabilirsiniz.
Marka için pratik sonuçlar
Dört tane var.
Bir. Ürettiğiniz her görselin otomatik olarak size ait olduğunu varsaymayın. Saf çıktının sahibi yok, kimse dava edemez ama siz de kimseyi engelleyemezsiniz.
İki. Rakibiniz aynı görseli kullanabilir. Koruması olmayan bir şeyi kimse ihlal edemez.
Üç. Yaratıcı kararların nerede alındığı belirleyici. Karakteri kim tasarladı, hikayeyi kim kurdu, hangi seçimler insan eliyle yapıldı.
Dört. Belgeleme artık teknik bir ayrıntı değil, hukuki dayanak. Senaryo, karar notları, versiyon geçmişi, brief. Bir uyuşmazlıkta gösterilecek tek şey bunlar. AI Brand Universe bu sırayla kuruluyor.
Kanun değişiyor mu
Değişebilir. FSEK'in yapay zeka üretimlerini kapsayacak biçimde güncellenmesi tartışılıyor. 11 Mart 2026'da TBMM'ye sunulan bir değişiklik teklifi de var.
O teklif ayrı bir yazının konusu, çünkü getirdikleri sadece hukukçuları değil doğrudan markaları ilgilendiriyor.
Yapay zeka aracı, telifi belirlemiyor. Süreç belirliyor.
Bu metin kamuya açık kaynaklardan derlendi ve hukuki görüş değil. Mevzuat ve içtihat hızla değişiyor. Ciddi bir karar söz konusuysa telif avukatına danışın.