11 Mart 2026'da TBMM'ye bir kanun teklifi sunuldu.
Sektörde pek konuşulmadı. Ama geçerse yapay zekayla üretim yapan her marka etkilenecek.
Teklif ne getiriyor
Teklif, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda değişiklik öngörüyor. İki ayrı yükümlülük içeriyor.
Birincisi beklenen tarafta. Yapay zeka sistemlerinin eğitimi için kullanılan veriler bakımından lisans yükümlülüğü getiriyor.
Bu makul. Bir model telifli eserlerle eğitiliyorsa, eser sahibinin bundan haberi ve payı olmalı. Hukukçular bunu emeğin korunması açısından ilke olarak meşru buluyor.
İkincisi beklenmedik.
Çıktıyı kullanan da borçlu
Teklifin dikkat çeken yönü, sadece veriyi değil çıktıları da kapsama almasında.
Metindeki ifade şu: yapay zeka sistemleri tarafından üretilen çıktıların, eser, icra, fonogram, yapım veya yayınları doğrudan ya da dolaylı olarak ikame edecek, bunların ekonomik değerinden yararlanacak veya bunlarla rekabet edecek şekilde ticari veya mesleki amaçlarla kullanılması da uygun bedel karşılığında lisansa tabidir.
Yani bir yapay zeka çıktısı insan emeğine dayalı eserlerin yerine geçiyor ya da onların ekonomik değerinden faydalanıyorsa, bu kullanım da lisansa ve toplu lisanslamaya tabi olacak.
Cümlenin ağırlığını fark etmek biraz zaman alıyor.
Neden eleştiriliyor
Hukuk çevrelerinde buna çifte lisanslama deniyor ve telif hukukunun temel ilkeleriyle çatıştığı savunuluyor.
Eleştiri üç eksende ilerliyor: fikir ile ifade ayrımı, teknolojik tarafsızlık ilkesi ve yaratıcı emeğin korunması. Kullanıcıya yöneltilen ikinci lisans yükünün hukuken ve ekonomik olarak ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu ileri sürülüyor.
Sorun şurada. Model sağlayıcısı eğitim verisi için lisans ödüyorsa, aynı içeriğin kullanımı için son kullanıcının ikinci kez ödemesi mükerrer yük yaratıyor.
Bir başka sorun daha var, pratik olan. "İkame edecek" ve "rekabet edecek" ifadeleri geniş. Hangi çıktının neyin yerine geçtiğine kim karar verecek? Ölçüt ne olacak?
Bu belirsizlik, kullanımı caydırıcı hale getirebilir.
Tek teklif değil
Meclis gündeminde birden fazla düzenleme var.
10 Kasım 2025, 25 Haziran 2024 ve 3 Aralık 2025 tarihlerinde de yapay zekaya dair kanun teklifleri sunulmuş. Bunların bir kısmı başlı başına yapay zekayı düzenleyen kanunlar değil, yapay zekanın dokunduğu alanlardaki mevcut kanunlarda değişiklik öngören teklifler.
23 Temmuz 2025'te sunulan bir başka teklif de Türk Ceza Kanunu tarafını ele alıyor. Yapay zekayı hukuki zeminde tanımlıyor; ceza sorumluluğu, veri güvenliği, ayrımcılık yasağı ve sahte biçimde üretilen içeriklerin etiketlenmesi gibi alanlarda yükümlülükler öngörüyor.
Etiketleme meselesi reklam sektörünü doğrudan ilgilendiriyor. Sanal karakter kullanan bir kampanyanın bunu belirtmesi gerekebilir.
Geçerse ne olur
Üç senaryo var.
Teklif olduğu gibi geçerse. Yapay zekayla üretilen ticari içerik için lisans ödeme yükümlülüğü doğar. Toplu lisans kuruluşları devreye girer. Maliyet artar, süreç yavaşlar, kayıt tutma zorunlu hale gelir.
Değiştirilerek geçerse. Muhtemel senaryo bu. Eleştiriler dikkate alınıp çıktı tarafındaki yükümlülük daraltılabilir ya da kaldırılabilir. Eğitim verisi tarafı kalır.
Hiç geçmezse. Belirsizlik sürer, mevcut durum devam eder.
Hangisi olursa olsun yön belli: yapay zeka çıktısı artık serbest bölge sayılmıyor.
Şimdi ne yapmalı
Beklemek yerine hazırlanmak daha ucuz.
Süreçlerinizi belgeleyin. Hangi araçla ne ürettiğinizi, hangi kararları kimin verdiğini kayıt altına alın. Teklif geçerse ilk sorulacak şey bu olacak.
Ajans sözleşmelerinize telif ve sorumluluk maddesi ekleyin. İleride bir lisans yükümlülüğü doğarsa bunu kimin karşılayacağı belli olsun.
Kullandığınız araçların lisans koşullarını okuyun. Bazıları ticari kullanım için ek şart getiriyor.
Teklif henüz kanunlaşmadı ve metni değişebilir. Süreci takip etmek gerekiyor.
Bu metin kamuya açık kaynaklardan derlendi ve hukuki görüş değil. Mevzuat ve içtihat hızla değişiyor. Ciddi bir karar söz konusuysa telif avukatına danışın.