Yeni ürün çıkar. Bütçenin tamamı lansman haftasına yüklenir.
Hafta geçer, satış beklenenin altında kalır.
Sorun genelde lansmanda değil, lansmandan önceki ve sonraki boşlukta.
Lansman bir gün değil, bir eğri
En yaygın hata zamanlama.
Lansman iletişimi üç ayrı aşamadan oluşuyor ve her biri farklı iş yapıyor.
Önce: kategoriyi ve ihtiyacı hazırlama. İnsanlar bir ürünü ancak ihtiyacını fark ettiklerinde arar.
Sırasında: haber değeri ve erişim. En yüksek bütçeli dönem.
Sonra: süreklilik ve hatırlatma. En çok ihmal edilen dönem.
Çoğu marka ortadaki aşamaya her şeyi yüklüyor. Oysa satış eğrisi lansmandan sonra oluşuyor.
95-5 kuralı lansmanda da geçerli
Marka ve performans dengesi tartışmasındaki temel bulgu burada da işliyor.
Herhangi bir anda pazarın yalnızca yüzde 5'i satın alma sürecinde. Geri kalan yüzde 95 henüz satın almayı düşünmüyor.
Bu yüzden lansman sonrası iletişim, lansmanın kendisi kadar önemli. Çünkü asıl kitle sonradan hazır hale geliyor.
Jaguar dersi: önce ürün, sonra hikaye
Yakın tarihli en net örnek.
Jaguar kendini tümüyle elektrikli lüks otomobil markası olarak yeniden konumlandırdı. İkonik amblem emekliye ayrıldı, tanıtım kampanyasında hiç araba yoktu.
Tepki hızlı geldi. Markanın Avrupa satışları 2025'te ciddi biçimde çöktü.
Ama eleştirilerin en isabetlisi estetikle ilgili değildi, sırayla ilgiliydi.
Jaguar önce yeni kimliği ve sloganları çıkardı, sonra piyasadan ürünün gelmesini beklemesini istedi.
Yani vaat ürüne önce geldi. Arada kalan boşlukta merak sabırsızlığa, sabırsızlık alaya dönüştü.
Lansman kuralı buradan çıkıyor: iletişim ürünün kaç gün önünde gidebilir, buna karar verin. Haftalar olabilir, aylar olamaz. Vakanın tamamı burada.
Sonraki on sekiz ay
Cesur bir değişimin en zor kısmı lansman gürültüsü değil. Sonraki on sekiz ay. İnternet konuşmayı bıraktığında, basın döngüsü geçtiğinde ve yeni konumlandırmayı gerçekten teslim etmeniz gerektiğinde.
Bu cümle lansman planlaması için bir uyarı.
Bütçe planı yaparken şunu sorun: lansmandan altı ay sonra bu ürünü kim anlatacak, hangi bütçeyle?
Cevabınız yoksa lansmanı küçültüp kalanı sonraya bırakın.
Haber değeri ile marka değeri farklı
Lansmanda iki ayrı şey üretmeniz gerekiyor ve bunlar farklı araçlar istiyor.
Haber değeri kısa ömürlü. Basın, sektör medyası, sosyal gündem. Bir hafta yaşar.
Marka değeri uzun ömürlü. Hatırlanacak bir fikir, bir karakter, bir ses, bir görsel kod.
İkincisi olmadan birincisi israf olur. Haber okunur, unutulur, geriye bir şey kalmaz.
Karakterlerin işe yaramasının sebebi de bu: reklam biter, karakter kalır.
Yaratıcı kalite lansmanda daha kritik
Çünkü tek şansınız var.
System1 ve Effie verisine göre yaratıcı kalite 12 katlık bir kâr çarpanı sunuyor, hedefleme ise yalnızca 1,1 kat.
Ve sıkıcı reklam, aynı sonucu elde etmek için yüzde 40 daha fazlaya mal oluyor.
Lansman bütçesi genelde yılın en büyük kalemidir. Zayıf bir fikre yüklenmek, o bütçenin yüzde 40'ını baştan yakmak demek.
Ölçüm planı baştan yazılmalı
Lansman sonrası en sık duyulan cümle şu: "iyi gitti galiba."
Galiba bir ölçüt değil.
Baştan tanımlanması gerekenler: bilinirlik hedefi, deneme hedefi, marka araması artışı, dağıtım hedefi.
Marka araması özellikle kritik, çünkü Google Trends ile ücretsiz izlenebiliyor ve zihinsel erişilebilirliğin en temiz göstergesi. Ölçüm planının tamamı burada.
Lansman gerçekten tuttuysa marka araması yükselir. Yükselmediyse erişim var ama ilgi yok demektir.
Kontrol listesi
Ürün gerçekten hazır mı, yoksa takvim mi zorluyor?
İletişim ürünün kaç gün önünde gidiyor?
Lansman sonrası altı ay için bütçe ayrıldı mı?
Geriye kalacak bir marka varlığı üretiyor muyuz?
Başarıyı nasıl ölçeceğiz, baştan yazıldı mı?