/
BİR KARAKTER
NASIL DOĞAR?
Dünyanın en çok kazanan sanal karakteri 2009'da doğdu. Yapay zeka yokken. İşi yapan teknoloji değil.

Dünyanın en çok kazanan sanal karakteri bir Brezilya perakendecisine ait. Adı Lu.

2009'da doğdu.

O tarihte üretken yapay zeka diye bir şey yoktu. Lu bir yapay zeka başarısı değil. Lu bir karakter başarısı.

Bugün tüm platformlarda yaklaşık 32 milyon takipçisi var. 2024'te sadece sponsorlu içerikten tahmini 2,5 milyon dolar kazandı. Bu, ikinci sıradaki sanal karakterin 34 katı.

Aradaki farkı yaratan teknoloji değil. On altı yıllık süreklilik.

Reklamcılığın unuttuğu bilgi

Karakterlerin işe yaradığını biliyoruz. Hem de kanıtıyla.

System1'in IPA veritabanıyla yaptığı çalışmaya göre marka karakteri kullanan kampanyaların pazar payını artırma olasılığı yüzde 37, müşteri kazanma olasılığı yüzde 27, kâr artırma olasılığı yüzde 30 daha yüksek.

Şimdi asıl tuhaf kısım.

Aynı çalışmada bu yöntemin kullanım oranının IPA başvurularında 1992'de yüzde 41 iken yüzde 12'ye düştüğü, ABD reklamlarında ise yüzde 4'te kaldığı görülüyor.

İşe yaradığı kanıtlanmış bir yöntemi sektör terk etmiş.

Oysa karakterli kampanyalar dijitalde izlenme süresini yüzde 50'ye varan oranda, marka hatırlanmasını yüzde 25 artırıyor.

İngiltere'de bir enerji şirketiyle yapılan testte aynı reklam iki kez ölçülmüş. Penguen karakteri olan versiyon, olmayan versiyondan belirgin biçimde yüksek puan almış. İzlenme süresi ve marka hatırlama da öyle.

Tek fark bir penguen.

Neden çalışıyor

Karakter bir kısayol.

Tüketici reklamı üç saniye izler. O üç saniyede markayı tanıması gerekir. Logo yetmez, herkeste logo var. Ama tanıdık bir yüz görürse beyin işi hemen çözer.

İkincisi, karakter hikayeyi taşır. Reklam biter, karakter kalır. Sonraki ay yeni bir hikaye başlar ve tüketici baştan tanışmak zorunda kalmaz.

Üçüncüsü, karakter markanın malıdır. Ünlü fiyat yükseltir, sözleşme biter, bazen skandal çıkarır. Karakter yaşlanmaz, ayrılmaz, sözünden dönmez.

İyi karakter nereden çıkar

Teknolojiden değil. Gözlemden.

Sıra şöyle işler. Önce tüketiciye bakarsınız. Kim bu insan, günü nasıl geçiyor, neye gülüyor, neye güveniyor. Sonra o insanın tanıdık bulacağı birini ararsınız. Karakter oradan çıkar. Araç en sona kalır.

Ters çevirirseniz elinizde güzel görünen ama kimsenin umursamadığı bir figür kalır.

Lu'nun on altı yıl dayanmasının sebebi de bu. Lu bir teknoloji gösterisi değil. Brezilyalı tüketicinin tanıdığı biri.

Koçtaş için kurduğumuz evren de aynı sırayla ilerledi.

Yapay zekanın gerçek katkısı

Peki yapay zeka ne yapıyor?

Maliyeti düşürüyor ve süreyi kısaltıyor. Eskiden bir karakteri her ay yeni bir hikayeyle yaşatmak büyük bütçe isterdi. Bu yüzden karakter kullanımı azaldı. Pahalıydı.

Yapay zeka o engeli kaldırdı. Artık orta ölçekli bir marka da kendi karakterini kurabilir ve her ay besleyebilir. AI Brand Universe tam olarak bunu yapıyor.

Yani yapay zeka karakteri icat etmedi. Karakteri tekrar erişilebilir yaptı.

Fark ince ama önemli. Birincisi teknoloji hikayesi, ikincisi tüketici hikayesi. İkincisi para kazandırıyor.

Markanızın tüketicisi sizi bir yüzden tanıyor mu, yoksa her kampanyada baştan mı tanışıyorsunuz?
← TÜM YAZILAR