/
AJANS İLE PRODÜKSİYON
NEDEN ANLAŞAMAZ?
Her reklam filminin arkasında aynı sahne vardır. Kimse kötü niyetli değildir, sistem böyle kurulmuştur.

Her reklam filminin arkasında aynı sahne vardır.

Ajans fikri sunar. Prodüksiyon bakar ve der ki: bu bütçeyle olmaz.

Sonra pazarlık başlar. Fikir kırpılır, plan sayısı azalır, mekan değişir. Yayına çıkan film, onaylanan fikrin yüzde yetmişidir.

Kimse kötü niyetli değildir. Sistem böyle kurulmuştur.

Sorunun kaynağı

İki taraf farklı soruya cevap veriyor.

Ajans "ne anlatmalıyız" sorusuna çalışıyor. Prodüksiyon "bu nasıl çekilir" sorusuna.

İkisi ayrı aşamada, ayrı masada, çoğu zaman ayrı şirketlerde yapılıyor. Fikir bittikten sonra prodüksiyona gidiyor.

Yani maliyeti belirleyen kararlar, maliyeti bilen kişi odada yokken alınıyor.

Bunun bedeli ölçülebiliyor

Prodüksiyon bütçesi tartışmasında temel bir ilke var: maliyeti düşürmenin en iyi yolu filmi ucuz göstermek değil, daha iyi planlamak. Odaklanmış bir konsept, gerçekçi bir takvim ve net bir teslimat listesi, daha kimse objektif kiralamadan ya da oyuncu çağırmadan gerçek para kazandırıyor.

Bu cümlenin anahtarı "daha kimse objektif kiralamadan" kısmı. Yani tasarruf ön hazırlıkta yapılıyor.

Ama ön hazırlık ajansın masasındaysa ve prodüksiyon o masada yoksa, tasarruf imkanı kaçıyor.

Somut bir örnek: tek bir çekim gününde 15, 30 ve 60 saniyelik versiyonları birlikte planlamak, yüzde 20-30 bütçe artışıyla 3-5 kat daha fazla malzeme veriyor.

Bu kararın alınabilmesi için iki şey gerekiyor. Ajansın hangi formatların lazım olacağını bilmesi, prodüksiyonun bunu çekim planına yazması. İkisi aynı anda konuşmuyorsa, karar alınmıyor.

Brief'teki boşluk

Bu sorunun kökü daha geride.

BetterBriefs araştırmasına göre pazarlamacıların yüzde 78'i brief'lerinin net stratejik yön verdiğini düşünüyor, ajansların yalnızca yüzde 5'i katılıyor.

Aynı kopukluk ajans ile prodüksiyon arasında da yaşanıyor. Ajans bir brief yazıyor, prodüksiyon onu farklı okuyor.

Fark şu ki bu ikinci kopukluk daha pahalı, çünkü artık kamera, ekip ve takvim devrede.

Teknoloji ayrımı zorlaştırdı

Son iki yılda yeni bir katman eklendi.

Yapay zeka prodüksiyonun bazı aşamalarını kökten değiştirdi. Bir fikri görselleştirmek günler değil saatler sürüyor; senaryo ile "herkes bunun neye benzediğini görüyor" arasındaki mesafe bir haftadan bir öğleden sonraya indi.

Bu, ajans ile prodüksiyonun arasındaki sınırı bulanıklaştırdı.

Storyboard kimin işi? Ön görselleştirme ajansta mı yapılıyor, prodüksiyonda mı? Yapay zeka ile üretilen bir arka plan, kreatif bir karar mı yoksa teknik bir çözüm mü?

Bu soruların cevabı sözleşmede yazmıyorsa, iş iki kez yapılıyor ya da hiç yapılmıyor.

Araç kararı sırayı değiştirdi

Bir başka yeni mesele.

Kamera mı yapay zeka mı, animasyon mu çekim mi, bu kararlar eskiden prodüksiyon aşamasında verilirdi.

Artık fikir aşamasında veriliyor, çünkü araç fikrin kendisini belirliyor. Yapay zeka ile yapılabilecek bir fikirle, kamerayla yapılabilecek bir fikir aynı fikir değil.

Doğru sıra şu: önce ne anlatılacağına karar verilir, araç kendini gösterir. Ama bu sırayı kurabilmek için araçları bilen birinin fikir masasında olması gerekiyor.

Birlikte çalışmanın pratik karşılığı

Ajans ve prodüksiyon erken aşamada aynı masaya oturduğunda dört şey değişiyor.

Fikir gerçekçi doğuyor. Bütçe kısıtı bir engel değil, bir tasarım parametresi haline geliyor. Kırpılan fikir yerine, baştan ölçüye göre kurulmuş fikir çıkıyor.

Çekim planı fikri koruyor. Hangi plan vazgeçilmez, hangisi feda edilebilir, bu ayrım ajansın kafasında net oluyor ve çekim gününde tartışma çıkmıyor.

Teslimat listesi baştan yazılıyor. Kaç süre, kaç format, kaç dil. Sonradan gelen talep yeni bütçe demek değil.

Onay süreci kısalıyor. İki taraf aynı belgeye bakıyor, marka tek bir cevap alıyor.

Kanıt tarafı

Burada kendi deneyimimizden konuşalım, çünkü bu yazıyı yazma sebebimiz de o.

Anormal ve DokuzDoksan aynı grubun iki ayrı şirketi. Biri reklam ve tasarım ajansı, diğeri prodüksiyon ve yeni nesil içerik tarafı.

İki ekibin birlikte çalıştığı işlerde fark şurada görünüyor: fikir masasında prodüksiyon var, çekim planında kreatif var.

Bu, bir ekibin diğerine "yapılamaz" demesini engellemiyor. Tam tersine, o cümle daha erken söyleniyor. Erken söylenen "yapılamaz", geç söylenenden çok daha ucuz.

Ve çoğu zaman o cümlenin devamı geliyor: "ama şöyle yapılabilir."

Ayrı şirket olmak neden önemli

Bir yanlış anlamayı önleyelim.

Çözüm her şeyi tek çatı altında toplamak değil. Ajans ve prodüksiyonun ayrı kalması işin kalitesi açısından sağlıklı, çünkü iki ayrı uzmanlık, iki ayrı disiplin.

Mesele birleşmek değil, birbirini anlamak. Aynı dili konuşan iki ayrı ekip, tek bir karma ekipten daha iyi iş çıkarıyor.

Çünkü ayrı kaldıklarında birbirlerine itiraz edebiliyorlar. Aynı çatı altında hiyerarşi, itirazı yumuşatıyor.

Marka tarafına öneri

Ajansla prodüksiyon şirketi ayrı seçiyorsanız, dört şeyi baştan netleştirin.

Prodüksiyon fikir aşamasına ne zaman dahil olacak? Cevap "konsept onaylandıktan sonra" ise geç kalıyorsunuz.

Storyboard ve ön görselleştirme kimin sorumluluğunda?

Teslimat listesi kim yazacak ve ne zaman?

Çekim gününde kreatif kararı kim verecek?

Dördüne de cevabınız yoksa, ilk filmde öğreneceksiniz. Öğrenmenin bedeli genelde bir çekim günü oluyor.

Son filminizde prodüksiyon ekibi fikir masasına ne zaman oturdu?
← TÜM YAZILAR